iyi olacağız!

Rüzgardan mamüldür hayat, geçip gider. Geçip gider. Lakin fırtınanın dinmesini beklemek değildir yaşamak. Yağmurda dans etmek, kırılan bir bileğin üzerinde sek sek oynayabilmektir. Yani ki, yaşamak ciddi hadisedir. Başlayan her şey bitmekle kaimdir. En uzun, en çaresiz geceni düşün, sabah olmadı mı? Ey Adem, yazgının Sisifos’tan ayrı olduğunu kim söyledi sana? Hani şu, ömrü boyunca koca bir kayayı dik bir dağın doruğuna yuvarlamaya mahkum edilen bahtsız. Ne zaman doruğa ulaşsa kaya hep elinden kaçar ve Sisifos her şeye yeniden başlamak mecburiyetinde kalır. Yolu yok; bulup buluşturacak, gerekirse borç harç denkleyecek, umut edeceksin. Çünkü güneş yalnız umut edebilme kabiliyetine sahip insanların yüzü suyu hürmetine doğar. Karamsar olma hakkın yok. İyi olacağız! İyi!

Çalıkuşu

Reklamlar

“”

…insanların diğer insanları kendinden yola çıkarak değerlendirmesinin ne kadar aptalca olduğunu daha iyi anlıyorum. Hem kendimle fazlasıyla meşgul olduğumdan, hem de iç dünyam fazlasıyla fırtınalı olduğundan, başkalarını kendi haline bırakmayı yeğliyorum, keşke onlar da benimle uğraşmasa.

SENİN YOLUN

Yola çıkan kişi, nereye ulaşabileceğini,

ancak yürüyüp, yolu aşıp, vararak bilebilir

-yol, yürünmeden bilinemez…

Kendi yönünü bulamayan kişi için,

‘yol’ yoktur — bir sürüklenmedir

bütün yürümesi…

Kendi yolunu bulamayan,

bütün yolları boşuna yürür.”

 

Yolda olmak ne çağrıştırıyor sana?

Yol denildiğinde aklında neler canlanıyor?

Yaşadığını nasıl anlarsın, nerde anlarsın? Senin için önemli olan yaşamın mı yoksa ölüm mü, gerçekten de öteki bir dünya varsa mı anlam kazanacak bu yaşamın; sadece yaşamış olmak hissetmek yeterli gelmiyor mu sana illa sonun güzel olması mı gerekli. Yarını bu kadar çok düşünerek bugünü anlamsızlaştıran sen, yarın geldiğinde ne yapacaksın?

Düşün!

Geleceğin ile geçmişin arasındaki düşünce akışını düşün.. keşkelerini, belkilerini acabalarını.. peki hislerin? onları daha ne kadar göz ardı edeceksin, hissetmeden, çok sevmeden, çok üzülmeden ya da mutlu olmadan ömrünü tamamladığında ve o çok merak ettiğin yolun sonuna geldiğinde yaşamış mı olacaksın?

O çok merak ettiğin gelecek, pişmanlık duyduğun keşkelerin mezarlığı geçmiş ve şu an. Hangisinde yaşamak istiyorsun!?

Peki sen hangi yöne yürüyeceksin? Sen mi karar vereceksin yönüne yoksa rüzgara mı kapılacaksın?

Hepimiz zaman zaman hayatın bizi yorduğunu, yıprattığını hissederiz. Yönümüzü kaybettiğimizi fark ederiz belki de farkında bile olmadan kendimizi derin bi yalnızlığın içerisinde buluruz ama karar vermen gerek, tam bu noktada. Bir yönün mü olacak yoksa rüzgarın yaprağı olup, sürüklenecek misin ordan oraya.. Sence de fazla yüklenmiyor musun kendine? Hata yapmak insana özgü bir şey değil mi, kendine bu denli öfkenin sebebi ne? Ders al ve devam et yaşamaya. Keşkelerini, belkilerini, acabalarını koy kenara, onlar sende ağırlık yapacaklar yol alamazsın öyle. Unutma sen insansın!

vazgeçmekten korkma, vazgeçilmesi gereken şeyler de var bu hayatta, sadece neyden vazgeçmen gerektiğine doğru karar ver. Dene. Denemekten korkma. Beckett fısıldasın kulağına, hatırlıyor musun ne dediğini?

Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.

Eğitimde Toplumsal Cinsiyet

Canlılar iki cinsten meydana gelir: dişiler ve erkekler. Her birinin kendine özgü kimi özellikleri vardır. İnsanlarda cinsiyet, üreme işinde kişiye ayrı bir rol veren ve kadın ile erkeği ayırt ettiren yaradılış özelliğidir. Yani doğal, biyolojik bir şeydir.

İnsanlar aklı olan bir varlıktır ve toplum içinde diğer insanlarla birlikte yaşamını sürdürür. Her bireyin farklı görevleri ve rolleri vardır. Toplumsal olmak insanlara kimi roller yüklemiştir. Örneğin annelik rolü, babalık rolü gibi. Bu roller beraberinde kimi Okumaya devam et Eğitimde Toplumsal Cinsiyet

“”

Tanrı biliyor ya, çoğunlukla bir daha uyanmama arzusu, hatta ümidiyle yatağa giriyorum: Ve sabahleyin gözümü açıp yine güneşi görünce neşem kaçıyor. Ah keşke huysuz biri olabilsem, suçu havaya, üçüncü bir şahsa, başarısız bir girişime yükleyebilsem, o zaman keyifsizliğimin katlanılmaz sıkıntısı yarı yarıya azalırdı. Vay halime, tüm suçun yalnızca kendimde olduğunu biliyorum – aslında suç demek doğru değil! Kısaca, nasıl ki eskiden tüm mutlulukların kaynağı bendeyse, şimdi de tüm üzüntülerin kaynağı içimde saklı. Eskiden tüm dünyayı sevgiyle kucaklayacak yüreğe sahip, her adımda cenneti ayağının dibinde gören, zengin duygularla dolaşıp duran ben, artık aynı kişi değil miyim? Bu yürek şimdi ölmüş durumda, artık ondan dışarıya yansıyan hiçbir coşku yok, gözyaşlarımın ferahlatamadığı düşüncelerim kaşlarımın endişeyle çatılmasına neden oluyor. Çok acı çekiyorum, yaşamımın tek neşesini, içinde bulunduğum ortamda dünyalar kuran canlı gücü kaybettim; o yok artık!

Genç Werther’in Acıları

GOETHE

MARVEL EVRENİNDE NELER OLUYOOR?!

deadpool-2-770x470

Deadpool 2 nin çıkmasıyla kendimi bir anda sinemada buldum -her ne kadar film hakkında bir şeyler yazmayı geciktirmiş olsam da- ve merakla beklediğim bu filmle kafa karışıklığım artmaya başladı ve sonra fark ettim ki kafası karışan sadece ben de değilmişim ki bu da beni bir parça mutlu etti. Bildiğimiz gibi Deadpool ile X-Men serileri arasında bazı kesişimler var çünkü ikisi de aynı evrende geçiyor. Deadpool 2 nin başında Wolverine’nin Logan filminde öldüğü sahneyi gördük ama sonra noldu, Cable 50 yıl öncesine gitti ve zaman akışı değişti. Peki bu bizi şaşırttı mı? Nööö. Çünkü biz zaman akışının değişmişmesine ve heyecanla beklediğimiz tüm o olayların ve filmlerin zaman çizgisinin dışında kalıp çöp olmasına Geçmiş Günler Gelecek filminden alışkınız.

Tamam tamam, beynimiz yanmadan olayı en başından değerlendirelim. X-Men serisinin

Okumaya devam et MARVEL EVRENİNDE NELER OLUYOOR?!

KUÇURADİ’NİN DEĞERLENDİRME’Sİ

       Yaşamımızdaki davranışlarımız, tutumlarımız ve kararlarımız, durumları veya olayları nasıl değerlendirdiğimize dayanır. Kararlarımız, yaşamımıza verdiğimiz yönü gösterir. Yönümüz ise kendimizi ve insanı nasıl değerlendirdiğimiz ile ilişkilidir. Bir bütün olarak var olmamızın temelinde değer anlayışımız, insan anlayışımız vardır. Her insan her olayı, durumu, farklı değerlendirebilir. Çünkü her insanın farklı olmasının yanında farklı değerlendirme biçimleri de söz konusudur. Kişi değerlendirmede bulunurken bunları bilmez, salt kendi değerlendirmesini tek ve biricik doğru olarak düşünür ve hatta eylemlerini de bu ölçüde gerçekleştirir ise o zaman yaşamında ve daha büyük pencereden bakarsak toplumda kimi çatışmalara neden olur.
         Değerlendirme yapmaksızın yol almak, yaşamak mümkün değildir. Yaşamın her anında, karşılaştığımız her durumda istemsizce değerlendirmede bulunuruz. “Kişi, karşılaştığı her şeyi şu ya da bu şekilde değerlendirmek zorundadır. Bu, insanın bir yapı özelliği, var olma şartıdır.”
               3 tip değerlendirmeden söz edebiliriz:
                       – değerlendirilenin değerine uygun
                       – değerlendirilenin değerlendirenle özel ilişkisine göre

Okumaya devam et KUÇURADİ’NİN DEĞERLENDİRME’Sİ