“”

Tanrı biliyor ya, çoğunlukla bir daha uyanmama arzusu, hatta ümidiyle yatağa giriyorum: Ve sabahleyin gözümü açıp yine güneşi görünce neşem kaçıyor. Ah keşke huysuz biri olabilsem, suçu havaya, üçüncü bir şahsa, başarısız bir girişime yükleyebilsem, o zaman keyifsizliğimin katlanılmaz sıkıntısı yarı yarıya azalırdı. Vay halime, tüm suçun yalnızca kendimde olduğunu biliyorum – aslında suç demek doğru değil! Kısaca, nasıl ki eskiden tüm mutlulukların kaynağı bendeyse, şimdi de tüm üzüntülerin kaynağı içimde saklı. Eskiden tüm dünyayı sevgiyle kucaklayacak yüreğe sahip, her adımda cenneti ayağının dibinde gören, zengin duygularla dolaşıp duran ben, artık aynı kişi değil miyim? Bu yürek şimdi ölmüş durumda, artık ondan dışarıya yansıyan hiçbir coşku yok, gözyaşlarımın ferahlatamadığı düşüncelerim kaşlarımın endişeyle çatılmasına neden oluyor. Çok acı çekiyorum, yaşamımın tek neşesini, içinde bulunduğum ortamda dünyalar kuran canlı gücü kaybettim; o yok artık!

Genç Werther’in Acıları

GOETHE

Reklamlar

MARVEL EVRENİNDE NELER OLUYOOR?!

deadpool-2-770x470

Deadpool 2 nin çıkmasıyla kendimi bir anda sinemada buldum -her ne kadar film hakkında bir şeyler yazmayı geciktirmiş olsam da- ve merakla beklediğim bu filmle kafa karışıklığım artmaya başladı ve sonra fark ettim ki kafası karışan sadece ben de değilmişim ki bu da beni bir parça mutlu etti. Bildiğimiz gibi Deadpool ile X-Men serileri arasında bazı kesişimler var çünkü ikisi de aynı evrende geçiyor. Deadpool 2 nin başında Wolverine’nin Logan filminde öldüğü sahneyi gördük ama sonra noldu, Cable 50 yıl öncesine gitti ve zaman akışı değişti. Peki bu bizi şaşırttı mı? Nööö. Çünkü biz zaman akışının değişmişmesine ve heyecanla beklediğimiz tüm o olayların ve filmlerin zaman çizgisinin dışında kalıp çöp olmasına Geçmiş Günler Gelecek filminden alışkınız.

Tamam tamam, beynimiz yanmadan olayı en başından değerlendirelim. X-Men serisinin

Okumaya devam et MARVEL EVRENİNDE NELER OLUYOOR?!

KUÇURADİ’NİN DEĞERLENDİRME’Sİ

       Yaşamımızdaki davranışlarımız, tutumlarımız ve kararlarımız, durumları veya olayları nasıl değerlendirdiğimize dayanır. Kararlarımız, yaşamımıza verdiğimiz yönü gösterir. Yönümüz ise kendimizi ve insanı nasıl değerlendirdiğimiz ile ilişkilidir. Bir bütün olarak var olmamızın temelinde değer anlayışımız, insan anlayışımız vardır. Her insan her olayı, durumu, farklı değerlendirebilir. Çünkü her insanın farklı olmasının yanında farklı değerlendirme biçimleri de söz konusudur. Kişi değerlendirmede bulunurken bunları bilmez, salt kendi değerlendirmesini tek ve biricik doğru olarak düşünür ve hatta eylemlerini de bu ölçüde gerçekleştirir ise o zaman yaşamında ve daha büyük pencereden bakarsak toplumda kimi çatışmalara neden olur.
         Değerlendirme yapmaksızın yol almak, yaşamak mümkün değildir. Yaşamın her anında, karşılaştığımız her durumda istemsizce değerlendirmede bulunuruz. “Kişi, karşılaştığı her şeyi şu ya da bu şekilde değerlendirmek zorundadır. Bu, insanın bir yapı özelliği, var olma şartıdır.”
               3 tip değerlendirmeden söz edebiliriz:
                       – değerlendirilenin değerine uygun
                       – değerlendirilenin değerlendirenle özel ilişkisine göre

Okumaya devam et KUÇURADİ’NİN DEĞERLENDİRME’Sİ

Kendime Notlar

    Yaşamında abarttıkların yalnızca güzel olan şeyler olsun. Sevgiyi abart, hoşgörüyü, anlayışlı olmayı abart. Abart ki çoğalsın. Ama lütfen yaşamını kendine ve başkalarına olduğundan daha zor, daha anlaşılmaz, daha yoğunmuş gibi gösterme. Çünkü yaşamına aldığın, girmesine izin verdiğin tüm o şeyler ne zor ne anlaşılmaz ne de yapamayacağın düzeyde. Hepsinin üstesinden gelebilirsin. Kendine inan ve güven. Dilerim yaşamının hiçbir anında kendinden vazgeçmezsin. Veya vazgeçsen bile -o anların çok çok kısa olmasını umuyorum- çok daha sıkı sarılarak dönersin kendine.

    Kendin olmayı yeniden öğrenmen gerek – yıllar yılı unuttun onu yalnızca: Bunu da “koşullar”a, “hayatın akışı”na, sorumlulukların”a falan bağlamaya kalkışma – bahane bulmağa çalışma: Sendin, sendeki asıl senin anlamını, önemini, değerini gözardı eden : korkaklıkla işin kolayına kaçan…

    O işte şimdi hesabını soruyor o sahici senin, senden : ne yaptın sen sana?!

Oruç Aruoba

Pas ve Kemik

“Söyleyecek çok şeyim yok. Susmak istiyorum. Kendimi anlatmaktan, sizi anlamaya çalışmaktan yorgunum..

Bu evde bi başıma, kendime yetmeyi öğrendim…

Cansız bir ruh, yalnız bir yaşam…

Yenildim.

Bu kez yeniğim. Işığım ve inancım tükendi… Güneşim karardı…

Burada, bu evde, bi başıma yaşayacağım.. Gizlenerek ve her şeye  kızarak… Artık yanımda kimsecikler yok…

Olmasın..

Tükettim umutlarımı… Yaşamdan uzağım.

Eksiğim. Eksildim.

Peki, tam mıydım?”

Yavaş Yavaş Ölürler/Pablo Neruda

Yavaş Yavaş Ölürler

Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
girmeyenler,
Bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına
çıkmamış olanlar

Pablo Neruda